Hikayesi Ve Oluşumuyla Muhteşem Mağara:Cennet Cehennem Mağarası

6a00e553bdc8ff883400e5541a88548834-800wi

Cennet Çöküğü:

Bir yeraltı deresinin yolaçtığı kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Elips biçimindeki ağız kısmı çapları 250 m ve 110 m olup derinliği 70 metredir. Çökük tabanının güney ucunda 200 m uzunluğunda ve en derin noktası 135 m olan büyük bir mağara girişi ve bu mağaranın ağzında küçük bir kilise vardır.

Kilisenin giriş kapısı üzerindeki 4 satırlık kitabede, bu kilisenin V.yy’da Paulus adında dindar bir kişi tarafından Meryem Ana’ya ithafen yaptırılmış olduğu yazılmaktadır.

Cennet çöküğünün içine her biri oldukça geniş 452 basamaklı taş bir merdivenle inilir. Kiliseye 300. basamakta varılır. Kiliseden sonraki mağaranın bitim noktasında mitolojik bir yeraltı deresinin sesi duyulur.

Cennet Obruğunun 100m kadar yakınında bulunmaktadır. Ağız çapı 30 m en derin noktası ise 120 m civarındadır. Son derece sarp olan bu çukura inilmemektedir. Antik dönemin çok tanrılı Yunan kültürünün ürünü olan ünlü bir hikayenin  bu mekanda geçtiği rivayet edilir. Farklı anlatımları bulunan bu hikaye özetle şöyledir:

Mitolojiye göre yüz başlı alev püskürten dev bir ejderha olan Typhon, zaman zaman tanrılar tanrısı Zeus ile savaşmaktadır. Bu çarpışmaların birinde Zeus’u yenilgiye uğratmış ve tanrıyı Korykos’da daha sonra Cehennem ismi verilmiş olan bu mağraya kapatmıştır. Tanrılar dünyasının bir diğer önemli ismi olan Hermes, Pan ile birlikte Zeus’u bu mağaradan kurtarmış ve bu kez Zeus Typhon’un peşine düşmüştür. Typhon’u gördüğünde Etna Dağı’nı dev ejdarhanın üzerine fırlatarak, onun yerine derinliklerine hapsetmiştir. Antik dönemin en korkulu volkanı olan günümüzde de aktif bir yanardağ olan Sicilya adasındaki Etna Dağının hikayesi bu mitoloji ile bağlantılıdr. Belki bu hikayeye dayanarak, belki de ürkütücü derinliğinden ötürü bu obruğa Cehennem adı verilmiştir.

Obruklar doğal çöküntü sonucu meydana gelmiştir ve bölgede başka örnekleri bulunmamaktadır. Cennet oalrak adlandırılmış olan çukur 455 basamakla inilebilmektedir. Obruktaki merdivenler yer yer yenilenmiştir. Ağıs genişliği bazı noktalarda 200 m civarında olan Cennet Çukuru’nun en derin noktası yaklaşık 70 metredir.

Meryem Ana Kilisesi:

Obrukta MS 5 yada 6. yy’da yapılmış olduğu düşünülen bir şapel bulunmakta ve şapelin giriş kapısı üzerindeki yazıtta Paulus adında dindar bir şahıs tarafından :Meryem Ana adına yaptırılmış olduğu
yazmaktadır. Kubbenin içi Hz. İsa ve havarilerin betimlenmiş olduğu freskelrle süslenmiştir. Obruğun dibinde ise küçük bir akarsu bulunmakta ve uzun bir mesafeyi yerin altından katederek Narlıkuyu’dan denize karışmaktadır.

 

 

Cehennem Çukuru:

Cennet çöküğünün 75 m kuzeyindeki Cehennem çukuru da Cennet çöküğü gibi oluşmuştur. Ağız çember çapları 50 m ve 75 m, derinliği 128 metredir. Kenarları içbükey olduğu için içerisine inmek mümkün olmamaktadır.

Mitolojiye göre Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon’u buradaki bir kavgada yendikten sonra, onu Etna Yanardağı’nın altına sonsuza dek kapatmadan önce bir süre Cehennem çukurunda hapsetmiştir.

Cennet Cehennem obruklarının 600m kadar batısında 20 m derinliğinde dar bir girişle inilebilen sarkıt ve dikitlerle dolu bir doğa harikasıdır. Sürekli yüksek nem yüklü bir iklime sahip olması nedeniyle astım hastalarını rahatlattığı söylenmektedir.

İşte Kızkalesinin tarihi:

Korykos Antik Kenti ile ilgili ilk veriler, Helenistik Döneme Yani M.Ö.2 yy’a uzanmaktadır. M.Ö. 1. yy’dan itibaren, hemen doğusunda bulunan Elaiussa Kenti ile rekabet halindedir. M.S. 260 tarihi hem Korykos hem de Elaiussa Sebaste için yıkım tarihidir. Sasani Kralı Sahpur her iki kenti de tahrip eder. Kendini toparlayan Korykos özellikle MS 5 yy ve sonrasında inşa edilmiş ve büyük kiliselerden de anlaşılacağı üzere önemli bir Hristiyanlık merkezi haline dönüşür. 479 tarihinde kuzeybatı komşuları olan İsauralılar, Korykos’un komşusu Sebaste’yi ele geçirirler. 6. yy sonrasında kentin küçülmeye başladığı anlaşılmaktadır. Bu süreç 11.yy a kadar devam eder. 12.yy başlarında bölgede Bizans Egemenliği sürerken, Kızkalesi ve kara kalesi inşaa edilmiştir. Sonrasında Korykos, 1361’de Kıbrıs’taki Lusignan Krallığı’nın 1375’de Memlüklülerin 1448’de Karamanlıların 1482’de Osmanlıların eline geçer. Kara kalesi iç içe iki sıra surdan oluşmaktadır.. Dış surun, iç sura oranla geç evrede inşaa edilmiş olduğu düşünülmektedir. Sur duvarlarında kullanılan taşların büyük bölümünün daha erken evrelerde özellikle Roma Dönemine ait yapılar olduğu anlaşılmaktadır. Şehrin Sembolü olan bu güzel beldenin sahiline çok yakın bir adacık bulunur. Ada üzerinde inşaa edilmiş olan kalenin Anadolu’da farklı merkezler için de anlatılan hikayesi vardır. Hikayeye göre kahinler, kralın kızının bir yılan tarafından sokulacağını haber vermiştir. Bunu üzerine kral şehrin karşısındaki ada üzerine kızı için kale inşaa ettirtmiş ve bu sayede kızını güvenceye almak istemiştir. Ancak adaya götürülen bir üzüm sepetinin içindeki yılan kahinlerin kehanetini doğrularcasına kral kızını zehirlemiştir. Korykos Antik Kenti’nin modern adı bu hikaye ile bağlantılı olarak Kızkalesine dönüştürülmüştür. Korykos’un sınırları; Doğuda Elaiussa Sebaste’den, Batıda Cennet Cehennem’e kadar uzanır. Kaleler dışında antik kentin önemli mimari kalıntıları bulunmaktadır.Bunlar arasında Roma Tapınağı, nekropol, stunlu yol,kiliseler,sarnıçlar ve liman sayılabilir.

Rasim Canbolat anlatımıyla:

Cennet cehennem

Divane de denilseler, Neron gibi Roma’yı da yaksalar, eski insanlar tarım alanlarına evler, kentler kuracak kadar delirmemişler. Örneğin, çoğu yerde olduğu gibi Erdemli civarında da insanlar evlerini tarım alanlarına kurmuşlar. Sonra da dönüp kayaları kırarak teraslama yapmışlar. Satın aldıkları hafriyat topraklarını kullanarak teraslarda yapay tarlalar oluşturmuş, sebze ve meyve yetiştirmişler. Eski tarım bakanlarımızdan Sabahattin Özbek:”Barajlar, kanallar yapar, tarlalarımıza su getiririz. Peşinden de o tarlaya fabrika kurarız. ”Tokat Sigara Fabrikası ile, sanayi çarşısı ile, güzelim bahçelere yayılan konutlarıyla Sayın Özbek’in eleştirel saptamasını ispatlamadık mı?

Denize paralel uzanan yolda Kum köy’ü ve Kız Kalesini geçtikten sonra sağda Cennet Cehennem tabelasının yönlendirmesi ile o tarafa sapıyoruz. Yan yana iki büyük çukurun birisine daha kolay girilip gezilebiliyor, öbürü daha dik kenarlardan oluşmuş sevimsiz bir görünüşte. İkinci çukurun kenarına korkuluklarla desteklenmiş balkon gibi betondan birkaç kişilik seyirlik yapılmış. Adının ürkütücülüğünden mi geliyor ne, seyirlikten bakarken bile gözlerimiz kararıyor, kendimizi bir anda geriye atıyoruz. Bu çukurlardan birincisine Cennet,ikincisine Cehennem deniliyor.

Bu konuda Meydan Larousse şu bilgileri vermiş:

“Mersin’in Erdemli kazasında Narlıkuyu’dan kuzeye doğru giden yolun etrafındaki obruklar. Burası Strabon tarafından mitolojik ve jeolojik özellikleri anlatılarak açıklanmıştır. Antik kaynaklarda Tyhfon Efsanesinin geçtiği yer olarak tarif edilir. Bugün Cennet diye adlandırılan birinci mağaraya yapma merdivenlerle inilmektedir. Mağaranın kapısında erken Hıristiyanlık devrinde yapılmış küçük bir kilise vardır. Cennetin doğusunda yaklaşık olarak 100m çapında Cehennem adı verilen bir obruk daha vardır. Cennet-Cehennem dolaylarında Paperon adlı bir Roma şehrinin kalıntıları yer alır.”

Rehberimiz müftü efendiye göre burada sinsi bir Hıristiyanlık propagandası sezilmekteymiş. Cennet obruğuna kiliseyi yapmakla “Cennete ancak kiliseden geçilerek girilebilinir.” Mesajı veriliyormuş.

Obruk çevresinde ayakta sineklenen kâh kulakları, kâh kuyruğuyla sinekleri kovmaya çalışan uysal atlar, yattığı yerde kocaman dudaklarından salyalar akıtarak geviş getiren yer yer tüyleri dökülmeye yüz tutmuş yaşlı develer, ücreti karşılığında üstüne binip çevreyi gezecek, belki de fotoğraf la anılarını sabitleştirecek turist bekliyorlar.


KONULAR
  • cennet cehennem mağarası efsanesi
  • cennet cehennem mağarası hakkında bilgi
  • cennet cehennem efsanesi
  • cennet cehennem mağaraları efsanesi
  • cennet cehennem mağarası
  • cennet ve cehennem mağaraları efsanesi
  • mersin cennet cehennem efsanesi
  • mersin cennet cehennem hikayesi
  • cennet cehennem mağaraları hakkında bilgi
  • cennet cehennem mağarası hikayesi
ETİKETLER astım, cehennem çukuru nasıl oluşmuştur?, cehennem mağaraşı efşaneşi, cehennem mağarasının hikayesi, cennet cehenemin efsanesi, cennet cehennem efsanesi, cennet cehennem efsanesi efsanesi, cennet cehennem mağaraları efsanesi, cennet cehennem mağarası hakkında, cennet cehennem mağarası hakkında bilgi, cennet cehennem mağarası hangi bölgemizdedir

Benzer Haberler

Hikayesi Ve Oluşumuyla Muhteşem Mağara:Cennet Cehennem Mağarası hakkında orum:

  1. Vedat Konak said:

    SARAYLAR CAMİLER VE KARA PARA DÖNEMİ!

    Türkiye’de Para Kaçırma Yasası Çıkarıldı!

    Son yıllarda Dünyada ne kadar kirli para varsa, hatta kadın ve uyuşturucudan elde edilen milyarları Türkiye’de aklamayı en büyük ekonomik faaliyet diye yutturan AKP, tek başına iktidar olamayınca kaçakçılığı meşrulaştırma kanunu çıkardı: Mafya babaları, kadın,uyuşturucu ve silah tüccarları artık kara paralarını Türkiye’ye taşıyor!

    Erdoğan’ın saray mahzenleri, yeraltı odaları boşuna inşa edilmedi!

    TÜRKİYE’Yİ “KARA PARA AKLAMA ÜSSÜ” YAPTILAR…

    Son yillarda Türkiye 37 milyar dolarlık altın ithal edip, 24 milyar dolarlık altın ihraç etti. İhracat tutarının büyük kısmını doğrudan İran’a yapılan sözde ihracat oluşturdu. Ayrıca, 2011-2015 döneminde toplam 96 milyar Euro kara para transferi yapıldığı MASAK raporlarına girdi. 

    Türkiye’nin son on bir yılına damgasını vuran “mafyatik”yönetim anlayışı, ülkeyi adeta kara para cenneti haline getirmiş bulunuyor. Kirli işlerde rol alanların, bu işlerde ortaklık ve işbirliği yayanların yargılanmasını engellemek için gidilen hukuka aykırı düzenleme ve uygulamalarla yargının eli kolu bağlansa da bu yönetimin sonu geldiğinde, söz konusu kara sermaye topluca yurt dışına kaçarak ekonomik bir şoku tetikleyebilecektir.
    Erdoğan, Çamlıca Camisi için dünyanın en kuvvetli hoparlör, diğer bütün camilerin imam hortlamalarını bastıracak ses cihazlarının temini için emir verdi! Emir kılıçtan keskin! 800 000 dolarlık ses cihazları ısmarlandı…!

    AKP’yi iktidarda tutmak için getirilen bu 74 milyar doları, ilk etapta başka partilerin millet vekillerini satın alma veya erken seçimleri finanse etmekte kullanmayı hesaplıyorlar. AK Saray manzenleri tam bir güven sağlayamazsa, bu kara para tekrar geri çıkacak!
    İçerde Kara Para ekonomisi ile saltanatlarını sürdürme kararlılığı devam ederken, Ortadoğu’da destekledkleri terör örgütleri, başka toplumların insanlarının kafalarını, kendi mezheplerinden olmadıklarından dolayı kesmeye devam ediyorlar.
    TC’nin her alanda destek verdiği bu vahabi-şeriatçı terör gurupları, ”muhalif” denilerek maskelenmiş ve Türkiye sınırı dahilinde sakalları kesilmiştir, başka değişen bir şey yoktur…

    Bilindiği gibi, Türkiye, Arabistan, Pakistan ve Katar ve benzeri Sunni devletlerinin her türlü destek sağladığı, adlarına muhalif denilen şeriatçı katiller tarafından Suriye’de başta Kürt,Nasturi ve Aleviler olmak üzere İslam dışı topluluklara yönelik İslam Cihadı adına vahşi metotlar uygulanmaktadır…Adlarına ‘muhalif’ denilen bu İslami teşkilatlar, Türkiye’den gelen en modern silahlarla,Ortaçağ’ın en ilkel katliam yöntemlerini kullanıyorlar…
    AKP ve TSK desteğindeki bu Selefiler, İslam’ın ilk yayılma dönemlerinde kullanılan bütün vahşi metotları, piskolojik savaş yöntemlerini yeniden pratikleştirdiler.
    Vahabiler, Selefi Bedeviler Suriye’de kafa keserken, TC rejimi, bu şeriatçı terör militanlarını Türkiye’de eğitip, donatmaya devam ediyor. İşte Suriye’de mezhepçi bir politika izleyerek, bu ülkenin iç savaşa sürüklenmesinde önemli rol oynayan ve Irak’ta da mezhep savaşı çıkarmayı amaçlayan bu aynı kafa yapısıdır..
    Erdoğan başka alternatif bulamayınca dünyanın en adi Seleficilerine sarıldı: Müslüman Kardeşler rejimi gecikince, İŞİD, El-Kaida ve NUSRA başta olmak üzere, Cihatçı terör örgütlerine bel bağlandı. TC cephanelikleri adeta boşaltıldı, bu arada Afyon’da, MİT tarafından mesai dışında cephane çalınırken gerçekleşen kazada bir sürü asker öldü ve bunun üstü de doğal olarak kapatıldı!

     AKP ile Selefi terör örgütü Al-Nusra’nın hayata bakışı aynı. Her ikisi de kuvvetler ayrılığını(demokrasiyi) istemiyor. Her ikisi de dini inançları siyasetlerine alet ediyor, kadınlara türban çarşaf üniformalarını giydiriyor, nüfus patlamaları yoluyla İslamı yaymaya çalışıyorlar. Her ikisi de çoğulculuğa karşı… Her ikiside Suudi-Katar dolarları ile ayakta.

    IŞİD-NUSRA-El-kaida kafasını destekleyenlerin ve aynı ideolojinin malı olanların, yeni paradigmaya özgü yeni değerlere uymadığı açık. 

    Bu anlayışın artık dikiş tutmadığı ve hiçbir ülkeyi yönetemeyeceği Mursi örneğiyle birlikte yeniden anlaşıldı. AKP’nin Türkiye’ye dayatmaya çalıştığı yaşam tarzı ve siyasal anlayışın artık hiçbir karşılığının kalmadığı görülüyor. 

    Ilımlı Müslümanlar silah tüccarı olup çıktılar… AKP Suriye’de savaş kışkırtıcılığını boşuna yapmıyor, 4 senede Türkiye’den Suriye’ye sokulan silah değeri 28 Milyar doları geçti.

    AKP’nin ekonomik büyüme senaryoları, taşıma su ile, dışarıdan getirilen dövizler, Avrupa uyuşturucu – silah- kadın ticaretinden gelen Euro’larla şişirilen, rakamların değiştirilmesi yolu ile manipüle edilen, halkın banka kredileri ve kredi kartı ile borçlandırılması yoluyla pazarın hareketlendirilmesi izlenimi verilen bir “büyüme”dir. Bu oyun ilelebet süremez. En çok güvendikleri inşaat sektörünün içine girdiği kriz, sunni “ekonomik büyüme”nin iflasının ilk işaretleridir.

    Şimdi bu kara para akımı yavaş yavaş durmaya başladı, ekonomiyi düzeltemeyen, işsizliği bitiremeyen, sosyal yaşamı kısıtlayan, özgürlük karşıtı, çoğulculuğu hazmedemeyen AKP’nin gideceği fazla bir yol kalmamıştır. Şimdi; abartılı darbe söylemleriyle yeniden bir mağduriyet edebiyatına sarılarak tabanını tahkim etmeye çalışıyor, ama aynı AKP askeri kesimlerle iç içe, İHD veya benzeri paravan örgütler şemsiyesi altında TIR’larla Suriye’ye silah sokuyor.

    Türkiye’de Osmanlı kafası ile manipüle edilen cahil halk dışında Erdoğan’a güvenecek bir toplum kalmadı.

    Böylesine bir kaos, karşıt tekke, tarikat, hizip ve cemaatlerin başlattığı iç dalaşma, iktidarı ele geçirme operasyonları, bu kez içerden AKP’ye önemli bir darbe vurmaya başladı.

    Büyük saray ve Camilerle kafa bulan R. T. Erdoğan’ın kontrol mekanizması tümden sarsılmaya başladı! Polis, savcı ve hakimlere dalaşmalar, futbol sahalarına yapılan müdahaleler, Sanatçı adı altında kara para aklatan Mafya elemanlarından meddet ummalar işin cılkını çıkarttı!

    Gözü petrolde olan AKP’nin Kürt Sorunu hakkında oyalama hamleleri dışında hiç bir somut adım atmadığı, Kürtleri MİT’in oyuncak bir sorunu haline sokmak istediği bir kez daha ispatlandı. MİT ajanlarınca, Hamidiye alayları gibi yönetilmeye çalışılan bazı Kürt gurupları ise, aldatıldıklarını anlayarak, AKP’yi terk ettiler.

    Yeni Osmanlı, doğmadan gelecek krizine girdi. Devet kontrolündeki Sunni tarikat ve hizipler, AKP nin en büyük sponsoru Seleficilik, parayla satın alınan bazı aşiret ve tarikatlar, Müslüman kardeşler ve terörcü şeriatçılar dışında pek taraftar kalmadı. Yeni Osmanlıcılık bir ütopya olarak kalmaya mahküm edildi.

    1980’li yıllardan beri yükselen, Türkiye’yi Osmanlı’nın devamı anlamında islami temelde yeniden kurmak fikri, “İslami Dünyayı birleştirip önderi olmak” veya benzeri tonlarda, Turgut Özal döneminden beri yükselen yayılmacı, eski Osmanlı ruhundan hareketlenen bu türden yağma ve talan hareketleri sert kayalara çarpıp duruyor. Zaman çok değişti, sakallı Türbanlı çetelerle bir yere varmak mümkün değil artık…
    Asıl Çeteler Susurluk veya Lice’de değil, devletin meclisi denilen BMM’inde, Genelkurmay karargahı, İstihbarat ve Emniyet müdürlüklerinde üslenmişlerdir.

    Politik devlet çetelerinin keyfi uygulamalarla geri dönüşsüz zararlar verdiği İstanbul, eşkiya çetelerinin çöplüğü haline getirilmiştir. Her yer Arap yayılmacılığını simgeleyen Camilerle dolmuş, din adına Arapça bağırıp çağrışan imamların gürültüsü sakin yaşamayı imkansız hale getirmiştir…Kuru gürültüyle gaza gelen din tüccarı İmamlar, kendilerine sağlanan olağanüstü imkanlarla devlet içinde devlet haline gelerek en büyük çete halini almışlardır.

    Evinin penceresinden bakan insanlara, İslam reklamı yapan yüksek cami minareleri ve Ağaoğlu gökdelenlerinin beton yığınlarıyla, güzelim Mavi denize bakan ufuklar karartılmıştır…, büyük beton yığınlarının gölgeleri ile cehenneme çevrilen şehirler birer uygarlık mezarları heline çevrilmişlerdir.

    CHP, AKP hırsızlarının peşine takıldı!
    CHP ve diğer partiler artık AKP ile aynı gemideler ve kara para onların da iştahını kabartacak, muhalafet adı altında, AK saray’da muhtşem odalarını seçeceklerdir.
    Cami minaresi ve yüksek Ağaoğlu gökdelenleri dışında hiç bir sanat değeri olmayan yapılarla betonlaşan şehirleri üs edinen kara paracı AKP, sahte muhalafet desteğinde devletin bütün organlarını kullanarak, Osmanlı tipi keyfi bir yönetimle kitleleri baskı altında tutmaya devam edecektir… 

    Sevgi ve Saygılarla

    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey

    ———————————————————————-
    Esin Duran,
    Selda Suner,
    N. Gök,
    Ferdi koçkar
    Yeliz seren
    Vedat Konak
    S. Aktaş
    Pelin Moda,
    Bedri Engin,
    Nazmi Dogan,
    Sevda Suner
    R. Adalı
    Sezer Aşkın,
    H. Datvan,
    Salih Demir,
    FERDİ KADER
    Erhan Vural
    Necmi Derinsu
    Ahmet Kaymaz
    Aslan IŞIK
    Nizamettin Duran
    A. Demir
    hasan kayısoğlu
    Melahat Baykara,
    ismail çekmez.
    Aydin Nizam
    Uğur Demir
    Ismail B. Cenk,
    Tekin Balkic
    Selma Altuntaş,
    Murat Koç
    Filiz Serin,
    Nedim Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Erdal Cömert
    Ismail Bulak
    Ahmet Meriç
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman B.
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    Aynur Balkaya
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    İsmet Yelkenci
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burhan Kulakçı
    Oğuz Duran
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    M. Oktay
    Kemal Aktas
    Yelda tekinoglu
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara
    Burhan Orkal
    D. Kahan
    Seher Yıldız
    Esra akkaya
    Mehmet Uzan
    Yeliz IŞIK
    Murat Bakır
    O. Dem
    Salih Aktaş
    Seyhan İlknur
    Osman Çekiç
    esma yıldız
    Murat Çetindal
    Ali OkyarMusa Tekin
    Aslı Birdal
    Nazmi Doğan
    İnci Gür
    L. Okar
    Mustafa Karkaya
    Omer Aytac
    Mürsel Bozkır
    Zeynep Şengül
    Gülcan Iğsız
    Murat Nidar
    şemsi Kaya
    Ayten Ekşi,
    Eda leman
    nermin ışıl
    D. Polat
    Kadir Erdem
    Serdar OKTAY
    Mehmet Özdemir
    Mustafa Erkan
    Nuri AKTAS
    Emine AKTAS
    O. Kadir Ergun
    Metin Kurca
    Sedat Isiklar
    Filiz Bag
    Kadir Baskale
    Sevim Varlik
    Hasan Mesut Akkaya
    Necmi Guler
    Erhan Isguz
    Meral Okur
    Bilge Okyaz.
    Kemal Koç
    L. Mirakoğlu
    Oktay Kızılcık
    Mehmet Yavuzgil
    Erdal Polat
    Hüsnü oktay
    k. Sankay
    Ahmet tekin.
    Semra Kaya
    Mustafa Çiçek
    Kayhan Göçkaya
    Erdal Solgun
    Mehmet Solgun
    Esra Solgun
    N. Altik
    Oguz Karakış
    Leyla Mert
    Işık mert
    D. Öksüz
    Erdem Yılmaz
    Ayse Eltan
    S. Guner
    M. Deniz Ok
    Mehmet İnce
    Huseyin Cinar
    Meltem Cinar
    Berk Cinar
    L. Demirkaya
    Huseyin Çilek
    Ayten Irmak 
    D. Okdere
    Ali Uskan
    İrem Haloğlu
    Berdan Temiz.
    H. Baskale
    Murat Gülay
    Esra Gülay
    Mustafa Akyol
    A. jale Kol
    M. Kol
    Tamer Oktay
    Aslan Burukoglu
    I. Demir 
    Nurettin Akdal
    Uzan Kara
    ismail Igdır
    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin
    Nuri Şen
    Hasan.Y. Balci
    Mehmet Yucel
    İsmet C. Koray
    salih Söğütlü
    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
    Ali Dem. Sarahoğlu
    Ayten Karaman, Mehmet Azal
    L. Uzan, Harun Tabaklı
     Ertekin Sancak, mehmet değerli.
    Kemal Güler, Zeynep Güler
    B. Urak. 
    Ismail Duygu, Erdem Duygu
    Hasan Incedemir.
    N. kayıkçı.
    Bayram Akçak
    İsmail Dilpek.
    Kemal Uzunyayla
    Zeynep Olgun
    Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek

Bu Yorumu Cevapla!

*

*

WP-SpamFree by Pole Position Marketing

Top css.php